Müzik çalar

atatürk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
atatürk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Temmuz 2014 Pazartesi

Atatürk ve Sosyalizm

Öncelikle Atatürk'e ait olmayan şu sözü açığa kavuşturalım.

"Komünizm her görüldüğü yerde ezilmelidir”: Bu meşhur söz 60’lı yıllarda, Ankara’nın Cemal Gürsel Meydanı’nda ışıklı bir panoda yazılı idi. Ankara Belediyesi oraya kondurmuştu."

Yazar Çetin Altan bu lafın peşine düştü. Bir kitabın kenarına Atatürk’ün el yazısı ile yazılmış orijinal yazıyı buldu. İsviçre’ye gönderdi. Kaligrafik inceleme yapıldı. Yazının Atatürk’e ait olmadığı anlaşıldı. Bunun üzerine o dönemden kalan siyasetçiler, bu yazıyı Atatürk’ün yazısını taklit eden -şimdi ismini hatırlamadığım- birisinin yapmış olduğunu itiraf ettiler. Böylece bu meşhur söz tedavülden kalktı. Cemal Gürsel meydanındaki pano da benim de katıldığım bir öğrenci yürüyüşü sırasında atılan çok isabetli taşlarla imha edildi.

Atatürk'ün Sosyalizm İle İlgili Sözleri

*Mustafa Kemal Atatürk'ün Devlet Sosyalizmi'ni uygulamak istediğine 1919'da Samsun'a çıkışının ardından Havza'da, Sovyet Heyeti'nin başında bulunan bir Albay'la yaptığı görüşmede tanık olunmuştur. Atatürk, Sovyet Albayı'nın yönelttiği, yeni Türkiye Cumhuriyeti 'nin biçimi konusunda, 'Yâni Bolşevikliğin prensipleri üzerine kurulmuş bir cumhuriyet değil mi, Generalim?' sorusuna karşılık, 'Öyle olacak, devlet sosyalizmi dersek, daha doğru söylemiş oluruz' yanıtını vermiştir.

*İkincisini de Prof. Dr. Reşat Kaynar kaydetmektedir. Atatürk 1932 yılında bir sohbet sırasında, 'Kemalizm diyorsunuz, ne demek Kemalizm?' sorusunu sormakta ve Kemalizm, Socialisme d'Etat (Devlet sosyalizmi) demektir' diye yanıtlamaktadır.

*Atatürk daha genç bir zabitken 2 numaralı not defterine 1904 yılında aynen şunları yazmıştır;
"Evvela sosyalist olmalı, maddeyi anlamalı" Bu not defteri şu an Anıtkabir arşivinde.

Atatürk ve İlkeleri

Cumhuriyetçilik:
Atatürk devrimleri arasında siyasi bir devrim niteliğindedir. Çok uluslu bir İmparatorluktan Türkiye ulus devletine geçiş gerçekleştirilmiş. Böylece modern Türkiye'nin ulusal kimliği kazandırılmıştır. Kemalizm Türkiye için yalnızca Cumhuriyet rejimini tanımaktadır. Atatürk bunun  yolunu, kısaca halkın kendi kendisini idaresi, yani demokrasi demek olan Cumhuriyet’te görmüştür.

Milliyetçilik:
Atatürk devrimleri ayrıca milliyetçi bir devrim idi. Bu milliyetçilik ırkçı bir yapıda değildir; yurtseverlikle sınırlıdır. Bu devrimin amacı, Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığının korunması ve ayrıca Cumhuriyetin siyasal yönden gelişmesidir. Bu milliyetçilik, tüm diğer ulusların bağımsızlık haklarına saygılıdır; sosyal içeriklidir; yalnızca emperyalizm karşıtı olmayıp, aynı zamanda gerek hanedan yönetimine, gerekse herhangi bir sınıfın Türk toplumunu yönetmesine de karşıdır ve nihayet bu milliyetçilik Türk devletinin vatanı ve halkı ile bölünmez bir bütün olduğu ilkesine inanmaktadır. 

Halkçılık:
Gerek içeriği gerekse hedefleri açısından bakıldığında, Cumhuriyet Devrimi ayrıca bir sosyal devrim niteliği de taşır. Bu devrim seçkin bir grup tarafından genel olarak halka yönelik bir biçimde gerçekleştirilmişti. Başta İsviçre Medeni Kanunu olmak üzere, Batı kanunlarının Türkiye'de uygulamaya konulmasıyla birlikte kadınların statüsünde köklü değişiklikler olmuş, 1934 yılında kabul edilen bir kanun ile kadınlar seçme ve seçilme hakkını almışlardır. Atatürk çeşitli ortamlarda, Türkiye'nin gerçek yöneticilerinin köylüler olduğunu söylemiştir. Aslında bu durum Türkiye için bir gerçek olmaktan çok bir hedef niteliğindedir. Halkçılık ilkesi sınıf ayrıcalıklarına ve sınıf farklılıklarına karşı olmak ve hiçbir bireyin, ailenin, sınıfın veya organizasyonun diğerlerinin daha üzerinde olmasını kabul etmemek demektir. Halkçılık, Türk vatandaşlığı olarak ifade edilen bir fikre dayanır. Gurur ile birleşen vatandaşlık fikri, halkın daha fazla çalışması için gerekli psikolojik teşviki sağlar, birlik fikrinin ve ulusal bir kimliğin kazanılmasına yardımcı olur.

Devletçilik:
Mustafa Kemal Atatürk yapmış olduğu açıklamalarda ve politikalarında Türkiye'nin bir bütün olarak modernizasyonunun ekonomik ve teknolojik gelişmeye önemli ölçüde bağlı olduğunu ifade etmiştir. Bu bağlamda, devletçilik ilkesinin de devletin ülkenin genel ekonomik faaliyetlerini düzenlenmesi ve özel sektörün girmek istemediği alanlara veya özel sektörün yetersiz kaldığı alanlara veya ulusal çıkarların gerekli kıldığı alanlara yine devletin girmesi gerektiği anlamında yorumlanmaktadır. Ancak, devletçilik ilkesinin uygulanmasında, devlet yalnızca ekonomik faaliyetlerin temel kaynağını teşkil etmemiş, aynı zamanda ülkenin büyük sanayi kuruluşlarının da sahibi olmuştur.

Laiklik:
Laiklik yalnızca devlet ve dinin birbirinden ayrılması anlamına gelmez ayrıca eğitim, kültür ve yasama alanlarının da dinden bağımsız olması anlamını taşır. Laiklik, düşünce özgürlüğü ve kuruluşların dini düşünce ve dini kuruluşların etkisinden bağımsız olmaları anlamına geliyor. Devrimlerin birçoğu laikliği gerçekleştirmek amacıyla yapılmış ve diğerleri ise laikliğe ulaşılmış olması sayesinde gerçekleştirilebilmiştir. Laiklik ilkesi akılcı ve dini siyasetin dışında tutan bir ilkedir. Osmanlı döneminde matbaanın geciktirilmesinde olduğu gibi dinin yenilikler karşısında nasıl tutucu bir silah haline geldiğini yaşamış olan Türkiye Cumhuriyeti kurucuları açısından dinin din dışı sivil yapı üzerinde yaratabileceği baskıları önlemenin bir aracıdır. ATATÜRK'ün laiklik ilkesi Tanrı karşıtı bir ilke değildi. Bu akılcı ve dini siyasettir dışında tutan bir ilke idi. Bu ilke aydınlanmış İslam'a değil, çağdaşlığa karşı olan Müslümanlığa karşısındaydı.

Devrimcilik:
ATATÜRK'ün ortaya koyduğu en önemli ilkelerden birisi de reformculuk veya devrimcilikti. Bu ilkenin anlamı Türkiye'nin devrimler yaptığı ve geleneksel kuruluşlarını modern kuruluşlar ile değiştirmiş olduğu idi. Geleneksel kavramların iptal edildiği ve modern kavramların benimsendiği anlamına geliyordu. Devrimcilik ilkesi, yapılmış olan devrimlerin tanınmalarının çok ötesine geçti.

Gördüğünüz üzere Atatürk'ün ilkelerinin 5'inden 4'ü Sosyalist ilkelerdir. Milliyetçilik ise çok farklı olmak üzere Atatürk milliyetçiliğine bağlıdır yani ırkçı değil kültüreldir.

***

Sovyetler Ve Atatürk

*Taksimde ki heykelde kasketli bir Rus vardır peki kimdir bu Taksim Anıtı'nda Atatürk'ün arkasındaki kasketli Rus? 
General Mihail Vasilyeviç Frunze. Bir Sovyet Generali. Azılı bir Bolşevik. 
Türk-Sovyet İşbirliği Anlaşması'nı imzalamak için Ankara'ya gelen Sovyet heyetinin başkanı.
Bu heykel Mustafa Kemal tarafından 1928 yılında yaptırılmıştır.

*Mustafa Kemal Paşa. tabii ki sosyalist değildir ama, görülüyor ki, iyi bir teşkilatçı... Kabiliyetli bir lider, milli burjuva ihtilalini idare ediyor. İlerici, akıllı bir devlet adamı. Bizim sosyalist inkılabımızın önemini anlamış olup, Sovyet Rusya'ya karşı olumlu davranıyor. O, istilacılara karşı bir kurtuluş savaşı yapıyor. Kapitalistlerin gururunu kıracağına, padişahı da yardakçılarıyla birlikle silip süpüreceğine inanıyorum. Halkın ona inandığını söylüyorlar. Ona, yani Türk halkına yardım etmemiz gerekiyor. İşte, sizin işiniz budur. Türk hükümetine, Türk halkına saygı gösteriniz. Büyüklük taslamayınız. Onların işlerine karışmayınız. İngiltere onların üzerine Yunanistan'ı saldırttı. İngiltere ile Amerika bizim üzerimize de sürü ile memleket saldırttı..  -Lenin


Şimdi Atatürk'e bu kadar Sosyalizm düşmanı diyenlere sormak istiyorum bir Sosyalizm düşmanı neden bunları yapar? Atatürk'ün Sosyalist yada değildi fakat öyle ki Sosyalizm'e gerçekten büyük sempati duymuş ki devrimlerinin ve düşüncelerinin çoğu Sosyalizm uzantılı. Mustafa Kemal Sosyalistte olsa olmasa da büyük bir devrimci ve ezilen halkların ışığı olmuştur. Aynı Gandhi gibi ve Sosyalist olmayan onlarca anti-emperyalist devrimci gibi.

Atatürk ve Irkçılık

Atatürk'ün Sözleri

1- "Dünya milletlerinin mutlluğu'na çalışmak, bir başka yoldan kendi huzur ve 
mutluluğu'nu sağlamaya çalışmak demektir. "
2-"Dünyanın filan yerinde bir rahatsizlık varsa, "bana ne?" dememeliyiz!.. 
böyle bir rahatsızlık varsa, tıpkı kendimizde olduğu gibi onunla alakadar 
olmalıyız. "
3-"Dünya'da ve Dünya milletleri arasinda sükun, huzur ve iyi geçim olmazsa; bir 
millet kendisi için ne yaparsa yapsın, huzurdan mahrumdur! "
4- "- Türkiye'nin emniyetini gaye tutan hiç bir milletin aleyhinde olmayan bir 
barış istikameti, bizim daima düsturumuz olacaktır."
5- "Biz yabancılara karşı herhangi hasmane bir his beslemediğimiz gibi, onlarla 
samimi ilişkilerde bulunmak arzusundayız. Türkler bütün medeni milletlerin 
dostlarıdır!.."(1923) 
6-"Eğer daimi sulh isteniyorsa, kitlelerin vaziyetlerini iyileştirecek 
milletlerarasi tedbirler alınmalıdır. İnsanlığın bütününün refahı; açlık ve 
baskı'nın yerine geçmelidir!..dünya vatandaşlari; kıskançlık, açgözlülük ve 
kin'den uzaklaşacak tarzda eğitilmelidir!"
7-"İnsanlığın tümünü bir vücut ve bir milleti bunun bir parçası saymak gerekir. 
Bir vücudun parmağının ucundaki acıdan diğer bütün organlar etkilenir."
8- "Biz öyle ulusçularız ki bizimle işbirliği yapan bütün uluslara saygı duyarız. Onların ulusçuluklarının bütün gereklerini tanırız. Bizim ulusçuluğumuz, bencilce ve mağrurca bir ulusçuluk değildir."
Bu sözleri 100 e kadar sayabiliriz ancak gerek yok. mustafa kemal atatürk bu sözlerinden de anlaşılacağı üzere ırkçı değildi ve olamazdı da.

Atatürk ilkelerinden birisi olan milliyetçiliğe yani Atatürk milliyetçiliğine göre Türk milleti Türkiye Cumhuriyet'i devleti'ne bağlı olan kişilerden onu seven toplum bireylerinden oluşur. Anne veya babanın türk olmasına yani etnik kökenin türk olmasına dininizin müslüman olmasına gerek yoktur. istediğiniz kültür ve dinden olabilirsiniz. Tek koşul sunulmuştur o da bu ülkeyi sevmektir. Bu yüzdendir ki "Ne mutlu Türk olana" değil "Ne mutlu Türküm diyene" denmiştir.


Mustafa Kemal Atatürk'ün gibi gösterilen ırkçı söylemlere itibar etmeyin. 
Yukarıda ki sözlerin hepsi en sağlam kaynaklardan alınmıştır.

***

Mustafa Kemal Atatürk'ün en yakın arkadaşlarından İnönü ve Diyap Ağa Kürttür.


***

Atatürk ve İlkeleri

Milliyetçilik:

*Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türk halkına Türk milleti denir. (1930)
*Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı hep bir soyun evlatları ve hep aynı cevherin damarlarıdır. (1932)
*Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk toplumudur. Bu toplumun fertleri ne kadar Türk kültürü ile dolu olursa, o topluma dayanan Cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur. (1923)
İnsan ve İnsanlık Sevgisi:
*İnsanları mesut edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak insanlıktan uzak ve son derece üzülünecek bir sistemdir. insanları mesut edecek yegane vasıta, onları birbirlerine yaklaştırarak, onlara birbirlerini sevdirerek, karşılıklı maddi ve manevi ihtiyaçlarını temine yarayan hareket ve enerjidir, (1931)
*Biz kimsenin düşmanı değiliz. Yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız. (1936)

Milli Birlik ve Beraberlik:
*Millet ve biz yok, birlik halinde millet var. Biz ve millet ayrı ayrı şeyler değiliz. (1919)
*Biz milli varlığın temelini, milli şuurda ve milli birlikte görmekteyiz. (1936)
*Toplu bir milleti istila etmek, daima dağınık bir milleti istila etmek gibi kolay değildir. (1919)

Gördüğünüz üzere bu ilkeleri kendine amaç edinmiş yol edinmiş birine ırkçı demek Lenin'i kapitalist göstermeye benzer. Irkçıların Atatürk'ü kullanarak ırkçılık yapması solcuların Atatürk düşmanlığını körüklüyor.